3 yorum var - 30 Eylül 2007 10:32
gezintiye başlamadan önce, bir kaç uçurtmayla yarışmayı ya da belki de dostça süzülmeyi gökte denese de kendisinden pek hoşlaşılmadığıını anlayıp o renkli şeylerin yanından uzaklaştı, uçan gemi bay badem..
bay badem, içinden; aman kağıt, jelatin parçaları, ip köleleri ne olacak ne anlarlar dese de kabul görmeyişinden duyduğu kırgınlığı hafifletemedi..
bay badem bu kez de selam vermeyi bırakın onu nerdeyse tepetaklak edecek hızla kanat çırpan göç yolundaki kırlangıçlara rastladı.. aman ne huysuz ve büyük gagalı kuşlar bunlar kibirden hep bu halleri, dedi yine içinden..
ben kocamanım ve yetişmem gereken bi yerde yok, bi ipe de bağlı değilim diye sayıkladı içinden bay badem ama yine de kırgın..
neyse ki az ileride onun en sevdiği çam ormanı vardı ki üstünden geçmek hep ferahlatırdı onu..
bay badem gökte yüzer, uçarken aşağılardan çok ama çok derinlerinden ormanın bi ağlama sesi duyar gibi oldu.. bin türlü hayvanlar aleminde birinin çıkardığı bi sestir, kim aglasın o güzelim ormanda deyip yoluna devm etmeyi düşünse de duyduğu o ses onu yolundan alıkoydu.. bi kaç tur atıp sesin oldugu noktanınn tepesinde daireler çizmeye cüssesinin elverdiği kadarıyla yere yakınlaşmaya çalıştı..
arkası yarın..
teyy..